ERMENİ MİLLİYETÇİLİĞİ VE TARİHİNİN TARİHSEL YURT SAFSATASI

Ermeni tarihi ve milliyetçiliği safsatalara dayanır.Ermeniler tarihsel yurtları oldukları iddia ettikleri bölgelerde hiçbir zamançoğunluk olamamışlardır.Doğu Anadolu için Batı Ermenistan teriminin kullanılmasının gerçekle örtüşmediği görülmektedir. Ermeniler, Osmanlı vilâyetlerinin her yerinde bulunmalarına rağmen hiçbir yerde çoğunlukta olmamıştır.

Ermeni tarihçileri kendi aralarında bile Ermenilerin kökenleri konusunda fikir birliği içinde değildirler. Bu da anayurdun neresi olduğunu tartışmalı kılmaktadır. Bu konuda Ermeni tarihçilerin çatışan ve çelişen görüşlerini şöyle sıralayabiliriz:

1)Ermenileri Nuh Peygambere dayandıran görüş: Bu düşünceye göre Ermeniler Nuh'un torunu olan Hayk'tan gelmektedir. Nuh'un gemisi Ağrı Dağı'na oturduğundan Ermenilerin anayurdu Doğu Anadolu'dur. Üstelik Hayk 400 yıl yaşamış ve yurdunu Babil'e kadar genişletmiştir. Efsanelere dayanan ve bilimsellikle hiç bir ilgisi bulunmayan bu görüşün üzerinde durulamaz. Tarihçi Auguste Carriére de bu hususu vurgulamakta ve "eski Ermeni tarihçilerin verdikleri bilgilere güvenmenin büyük bir gaflet olacağını. çünkü verdikleri bilgilerin çoğunun uydurma olduğunu" kaydetmektedir.

2)Ermenileri Urartulara dayandıran görüş: Doğu Anadolu kavimlerinden biri olan Urartuların M.Ö. 3 bin yılına kadar uzandıkları, M.Ö. 7 ve 6. yüzyıllarda önce İskitlerin, sonra Medlerin saldırısına uğrayarak ortadan kaldırıldıkları, yaşadıkları bölgenin Lydia’lılarla Medler arasında mücadeleye sahne olduğu ve sonunda Medlerin nüfuzuna girdiği bilinmektedir. Bu dönemlerde Anadolu'da Ermeni adına hiç bir şekilde rastlanmadığı gibi, Urartu dili ile Ermeni dili de birbirlerine benzememektedir. Urartu dili bir Asya dilidir, Ural-Altay dilleri ile benzerlik göstermektedir. Urartu kültürü ile Ural-Altay kültürü arasında da aynı benzerlik vardır. Erzurum yöresindeki son arkeolojik bulgular bunu açıkça ortaya koymaktadır. Ermeni dilinin ise Hint-Avrupa dillerinin Satem grubuna girdiği kabul edilmektedir. Öyle ise, Urartularla Ermeniler arasında bir özdeşlik bulunduğunu ileri sürmeye imkân yoktur. Bunu doğrulayacak hiçbir somut bulgu da mevcut değildir.

3)Ermenileri Urartu bölgesini işgal eden bir Trak-Frig soyuna dayandıran görüş: Ermeni tarihçileri arasında en çok benimsenen bu teoriye göre, Ermeniler Balkan kökenli ve Trak-Frig soyundandırlar. İllyrialıların baskısıyla M.Ö. 6. yüzyılda Doğu Anadolu'ya göç ederek yerleşmişlerdir. Ermeni adına ilk kez M.Ö. 521 yılında Med (Pers) İmparatoru Dara'nın (Darius) Behistun yazıtında rastlanılması ve Dara'nın "Ermenileri yendim" demesinin bunu doğruladığı ileri sürülmektedir. Bu görüş, Nuh ve Urartu teorilerini de kendiliğinden çökertmektedir.

4)Ermenileri Güney Kafkas ırkı olarak kabul eden görüş: Buna göre, Ermenilerin anayurdu Güney Kafkasya'dır. Kafkas boylarına yakınlıkları ve kültür akrabalıkları bu teoriye gerekçe olarak gösterilmektedir. Bir başka gerekçe de, Ermenilerden ilk kez söz eden Dara'nın "Ermenileri yendim" derken yer olarak Kafkasya'yı kast etmesidir. Ne var ki Ermenilerin diğer Kafkas ırkları ile ilgisi yoktur.

5)Ermeniler bir Turan ırkı olarak kabul eden görüş: Bu teori ise Ermenilerin bazı Türk ve Azeri boylarıyla kültür ve gelenek akrabalığına ve dildeki benzerliklere dayandırılmaktadır.

Görüldüğü gibi, Ermenilerin kökeni ve anayurdu kendi aralarında bile tartışmalıdır. Böylesine çelişik görüşler karşısında, Ermenilerin Doğu Anadolu da 3-4 bin yıldır mevcut oldukları herhalde söylenemeyecektir.

Ermeni çevrelerinin bu iddialarının altında Doğu Anadolu'daki Ermeni varlığını mümkün olduğu kadar eskilere uzatmak, Doğu Anadolu'ya bir anayurt olarak sahip çıkabilmek ve üstelik bunu eski bir kültür varlığı olarak sunmak hevesi yatmaktadır. Böylece Türklerin Ermenilerin binlerce yıllık topraklarını işgal ettikleri de ileri sürülmek istenmektedir.

Ermenilerin Doğu Anadolu'nun otokton ahalisi olmayıp dışarıdan buralara yerleştikleri ve bu bölgedeki varlıklarının ancak M.Ö. 521 yılına kadar gidebildiği anlaşılmaktadır. Halbuki Anadolu'nun en az 15 bin yıldır meskun olduğu bilinmektedir. 15 bin yıldır meskun olan Anadolu ise yerleşik ya da göçebe çok çeşitli kavimlere ve çok zengin uygarlıklara yurt olmuştur. Bölgeye başka yerlerden ve nispeten yeni gelmiş kavimlerden biri olan Ermenilerin Doğu Anadolu'ya tek başlarına ve yurt olarak sahip çıkmaları söz konusu olamaz.

Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisinde, "etnik" bakımdan, sayıları yirmi ikiyi bulan gayrimüslim unsur bulunmaktaydı.Osmanlı imparatorluğu içinönemli olan feth ettiği yerlerden alınan vergimiktarıydı.Bu yüzden Müslüman nüfusunu fazla göstermek, kendi kendini aldatmak; Hıristiyan nüfusunu az göstermek ise almak istediği verginin bir kısmından vazgeçmek anlamına gelmektedir ki, her iki durumda devlet açısından uygun değildir. Bu değerlendirmeler nihayetinde Osmanlı Devletinin, nüfusuna ilişkin tutmuş olduğu istatistiklerde güvenilir ve tarafsızlık içerisinde bulunduğu söylenebilir.

Ermenilerin yaşadığı bölgeler, XIV. ve XV. yüzyıllarda Osmanlı yönetimine girmişti. Osmanlı yönetimi, Bursa'nın başkent olmasından sonra (1326) Ermenilerin ayrı bir cemaat şeklinde teşkilatlanmalarına izin vermiş, önceleri Kütahya'da bulunan Ruhani merkezlerini Bursa'ya naklettirmiştir. İstanbul'un fethinden sonra ise 1461 yılarında Fatih Sultan Mehmet Han, Ermenilerin Bursa'daki merkezlerini İstanbul'a taşımalarına izin verdi. İstanbul'daki ruhanî merkezleri ise Samatya'daki Sulumanastır kilisesi olarak belirlendi. Ruhanî merkezlerinin İstanbul'a taşınmasıyla birlikte Anadolu'nun birçok şehrinde bulunan Ermeniler İstanbul'a göç etmeye başlamışlardır. Anadolu şehirlerinde kalanlar ise kale bekçiliği gibi görevlere getirildiler. Farklı kültürel toplulukların bulunduğu Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisinde Ermenilerin devlet idaresinde önemli bir ayrıcalığı vardı. Kısacası Osmanlılar, Ermenileri diğer Hıristiyan tebaadan ayrı bir konumda tutmuştur. Tanzimat'ın ilânından sonra Ermenilerin üst düzey devlet görevlerine de getirildikleri görülmüştür. Mesela, Balkan Savaşları sırasında Gabriel Norodankyan Efendi Osmanlı Dışişleri bakanıydı. Bunun yanında XIX. yüzyılda birçok Ermeni devlet görevinde bulunmaktaydı. Osmanlı, bu hizmetlerinden dolayı Ermenilere, Millet-i Sadıka tabirini kullanmıştır. Büyük kısmı Gregoryen olan Ermenilerin bir kısmı da Katolik ve Protestan mezheplerine bağlıydılar. Birçoğu şehir merkezlerinde yaşıyor ve ticaret, kuyumculuk ve mimarlıkla uğraşıyorlardı.

XIX. yüzyılın ortalarına doğru dönemin emperyalist güçleri: Rusya, Amerika ve Avrupalı Devletler Ermenilerle ilgilenmeye başladılar. İlk önce onları kendi mezheplerine çekmeye çalışmışlardır. Bunun için Anadolu'nun çeşitli yerlerinde çeşitli okullar açarak faaliyete başlayıp Ermenileri Türkler aleyhine kışkırttılar.Emperyalistleregöre Osmanlı tebaası olup Hıristiyan olan bütün toplumlar kendi devletlerini kurmuşlar,bir tekErmenilerkalmıştı.

Ermeniler, Türklereihanet ederek 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşında Rus saflarında Türklere karşı savaştılar.Rus çarlığıylaOsmanlı devleti arasındaimzalanan Ayastefanos Antlaşması sırasında İstanbul'daki Ermeni patriği Ruslara başvurarak antlaşmaya kendileri lehinde maddeler konulmasını istedi.

Ayrıca, Berlin Antlaşmasında Ermeniler lehinde ıslahat yapılması konusunda bir madde konuldu. Bundan sonra Osmanlı sınırları içerisinde Ermeni olaylarının arttığı gözlenmiştir.

I. Dünya Savaşı sırasında Amerika başkanı Wilson'un kendi adıyla ilân ettiği Wilson Prensiplerindeki 12. maddede; "Osmanlı Devleti'nin Türk halkının çoğunlukta olduğu yerlerde Türklerin kesin hâkimiyetlerinin tanınması" öngörülüyor diğer taraftan imparatorluk içerisindeki diğer etnik öğelere de kendi devletlerini kurabilmek için olanak sağlanıyordu.

ErmenilerWilson prensiplerine dayanarak, Doğu Anadolu' da Ermenilerle meskûn olan altı vilâyet (Erzurum, Vatı, Bitlis, Sivas, Diyarbakır, Ma'mûratüleziz/Harput )’da nüfus üstünlüğünü elde etmek amacıyla Müslümanları katletmeye başladılar. Bunun üzerine Osmanlı Hükümeti, 1915 yılında, ordunun ve bölge halkının güvenliği için bazı Ermenileri ülkenin güvenli bölgelerine sevk etti. Göç sırasında bazı Ermeniler salgın hastalıklardan, göç kervanına yapılan hırsızlık saldırıları neticesinde ölmüşlerdir. Bu durum ise Avrupa devletlerinde Amerika'da ve Ermeni toplulukları tarafından soy kırım yapılıyor şeklinde propagandaya dönüşmüştür. Wilson Prensiplerinde olduğu gibi savaş sonrasında da demografik yapı sürekli incelenmiş, Avrupa ve Amerika'dan bu durumu tahkik etmek amacıyla çeşitli heyetler gelmiştir. Nitekim bu incelemelerde Türklerin Ermenileri soy kırıma tâbi tuttuklarına dair hiçbir ipucuna rastlanılmamıştır. fakat batı destekli Ermeni propagandası asılsız olmasına rağmen bütün dünyayı Türklerin milyonlarca Ermeniyi katlettiğine inandırdı. Bunun sonucunda ise günümüzde de Osmanlı Devleti'ndeki Ermeni nüfusunun tekrar incelenmesi gereksinimi doğmuştur. Hiçbir gerçekle bağdaşmayan Ermeni soy kırımını iddia eden tezler genelde demografik yapının şişirilmesinden ibaret olup hiçbir arşivsel belgeye dayanmayan uydurma sayılardan oluşmuştur. Bunun için demografik yapının iyi belirlenmesinin önemi daha da artmıştır.

Ermeni nüfus hareketlerihakkındadetaylı bilgilere Osmanlı imparatorluğu tarafından tutulan, tapu tahrir defterlerine bakarak bilgisahibi olabiliriz. XVI. yüzyılda özellikle çeşitli Anadolu şehir ve kasabalarında köyleriyle birlikte Müslüman ve gayrimüslim, Ermenilerin nüfusu dağılımışöyledir.

 

Şehirler

Müslüman

Hıristiyan

Ermeni

Adana

8.690

-

501

Adıyaman

6.312

-

369

Amasya

7.775

1.810

-

Arapkir

6.912

1.092

602

Ayaş

4.074

-

230

Koşmur

4.550

-

-

Avntab (Antep)

18.126

-

236

Kulp

2.097

1.655

180

Berendi

3.442

-

-

Ladik

23.986

1.463

-

Besni

2.223

-

181

Mardin

46.083

12.837

8.888

Birecik

13.708

2.160

925

Merzifon

6.414

-

863

Cüngüş

2.523

141

593

Muş

6.134

-

2.281

Çemişkezek

8.851

1.803

6.520

Nusaybin

8.601

602

806

Çermik

3.124

-

586

Ruha (Urfa)

16.671

-

1.542

Dırahlu

4.352

-

-

Sağman

7.023

6.555

3.132

D.bekir (Amid)

101.176

19.177

3.226

Sarıcam

15.152

-

-

Dündarlı

10.199

-

-

Savur

23.093

2.986

89

Ergani

4.933

-

1.972

Sincar

5.892

-

-

Erzincan

2.069

-

839

Sis

19.618

1.951

1075

Gilimgad

3.460

-

-

Sivas

11.651

13.663

-

Gümüşhane

5.027

-

-

Siverek

9.768

-

680

Hacılu

4.158

-

-

Tarsus

26.875

-

135

Harput

8.209

4.638

2.650

Tokat

7.078

4.628

-

Kafurnu

6.877

896

258

Tozanlu

3.190

789

-

Karaisalu

2.785

-

716

Ulaş

11.590

-

-

Kayseri

27.711

6.746

2.463

Yıldız

3.158

29

-

Kazabat

15.254

2.014

321

Yüregir

12.050

-

-

Kınık

7.869

-

-

Kiğı

4.587

1.733

1.779

Kosun

15.850

-

-

Toplam:

580.950

89.168

44.638

 

Yukarıdaki tabloda kaydedilen Müslüman, Hıristiyan Ermeni nüfus içerisindeki Müslüman Türk nüfus %8l.10, Hıristiyan nüfus %12.45, Ermeni nüfus %6.23'tür. Görüldüğü gibi XVI. yüzyılda Ermeni nüfusu Osmanlı demografik yapısında küçük bir alanı oluşturmaktadır.

1896-1897 yıllarına ait olduğu tahmin edilen Başbakanlık Arşivi'nde bulunan bir belgede Anadolu ve Rumeli'deki Ermeni nüfusları ile ilgili olarak tutulmuş kayıtlar vardır. Bu belgeye göre Ermeni topluluğunu 530.132 erkek, 450.404 kadın nüfusu olmak üzere toplam 970.536 kişi oluşturmaktadır. Yine aynı belgede birkaç vilâyet için henüz tahririnin yapılmadığının kaydı da bildirilmiştir. Buna göre verilen nüfus miktarının biraz artacağı doğaldır. Vital Cuinet'nin aynı tarihlerde verdiği rakamlar da bunlara çok yakındır:

 

 

 

Müslümanlar

 

Ermeniler

 

Toplam Nüfus

Ermenilerin yoğun bulunduğu vilâyetlerde

3.635.086

810.285

4.445.371

İstanbul ve diğer vilâyetlerde

4.426.525

283.064

4.709.589

Suriye Filistin ve Adalarda

4.068.646

59.018

4.127.664

Toplam

12.130.257

1.152.367

13.282.624

 


Diğer tarafta Stanford J. Shaw ise 1890 yılında Osmanlı Devleti'nde 12.585.950 Müslüman’a karşılık 1.139.053 Ermeni; 1897'de 14.111.945 Müslüman'a karşılık 1.162.853 Ermeni; 1906'da 15.518.478 Müslüman’a karşılık 1.140.563 Ermeni ve 1914 yılında da 15.044.846 Müslüman’a karşılık 1.229.007 Ermeni nüfusu olduğunu belirtmektedir.

Ermeni nüfusuna ilişkin diğer kayıtları da patrikhane istatistiklerinden öğrenmekteyiz. İddia edildiğine göre Ermeni patrikhanesinin sağladığı istatistikler, kilise görevlilerinin tuttuğu vaftiz ve ölüm kayıtlarına dayanmaktaymış. Kayıtların doğruluk payı olarak da Ermenilerin kendi dinsel inançları gereğince vaftiz etmeye getirilmelerinin gerektiği, kilisede evlendikleri ve dinsel bir cenaze töreni ile gömüldükleri gösteriliyordu. Ayrıca Patrikhane'nin, dinsel bağımlılığa dayanan bir verginin yükümlülerini belirlemek için kullanılan kayıtlar tutmakta bulunduğu da ifade ediliyordu. Ancak patrikhane istatistiklerinde verilen rakamlar bu dönemle ilgili diğer belgelerle uyuşmamaktadır. Bunun sonucunda doğal olarak acaba bunlar nasıl hazırlandı sorularının akla gelmesine yol açmaktadır. Alışılagelmiş biçimde, gerçekten yapılmış bir nüfus sayımının ya da sayı çıkarımının sonucunu gösteren istatistikler, en yakın 100.000'e yuvarlanmaksızın tam sayı verir. Patrikhane istatistikleri ise (sayıları yuvarlak biçimde verdiği için), kaç vaftiz yapıldığını vaftiz kayıtlarına bakarak çıkarılmış istatistikler biçiminde değil de, sanki "Doğu illerinde acaba yaklaşık olarak kaç Ermeni var dersiniz?" sorusuna verilen bir yanıt biçimindedir. Bu durum ise kaydın art niyetli olarak yapıldığını göstermektedir.Ayrıca verilen istatistikler, belge yayınlarının bir parçası biçiminde değil, yalnızca Ermeni bağımsızlığını desteklemek amacıyla kullanılmıştır. Bu incelemelere dayanarak Ermeni kayıtlarının gerçeği yansıtmadığı şüphesizdir.

Diğer taraftan unutulmaması gereken bir durum daha vardır ki bu da Ermeni nüfusunun eğer azaldıysa neden azaldı sorusuna verilecek yanıtı ortaya çıkarmaktadır. Ermenilerin nüfusları, 1827-18281 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşları sırasında Rus birliklerine ve I. Dünya Savaşı'nda da yine başta Rusya olmak üzere Fransız ve İngiliz birliklerine katılması sebebiyle nüfuslarında önemli azalmalar olmuştur. Bu durum batılı araştırmacılar tarafından da teyit edilmiştir. 1829'da Rus ordusu Erzurum'dan çekilirken 40.000 civarındaki Ermeni'nin de onlarla birlikte Güney Kafkasya'ya, aynı şekilde 1878-1890 arasında 120.000 civarındaki Ermeni'nin de Güney Kafkasya'ya göç ettiği belirtilmiştir. Ayrıca yabancı tüccarlara daha çok imtiyaz tanıyan 1838 ticaret anlaşmasıyla da birçok Ermeni’nin; Rus , İngiliz ve Fransız vatandaşlığına geçtiği ve birçoğunun da bu ülkelere yerleşmek maksadıyla Osmanlı topraklarını terk ettiği bilinmektedir. Ne var ki bütün bu nüfus azalmaları bile Ermeniler tarafında katliam olarak açıklanmıştır.

I. Dünya Savaşı öncesindeki Ermeni nüfusumu miktarı konusunda, yine devletin kendisinin yaptığı güvenilir ve tarafsız bir usulle hazırladığı belgeler bulunmaktadır. Bu devir Osmanlı nüfusu hak kında en sahih bilgileri, dahiliye nezaretine bağlı Sicil-i Nüfus-u İdare-i Umumiyesi Müdüriyeti tarafından 1318 ve 1320 tarihli nüfus nizamnamesi gereği her vilâyet, kaza ve köyde, gayrimüslimlerin de yer aldığı komisyonlar tarafından yapılmış ve 1905'te başlayıp 1914'te tamamlanmış olan nüfus istatistiğini vermektedir. Bu istatistik Milli Kongre tarafından 1919 yılında bütün dünyaya duyurabilmek amacıyla Fransızca olarak yayınlanmıştır.

1914 Resmi İstatistiği

 

Vilâyetler

 

Müslümanlar

 

Ermeniler

Edirne

360.411

19.773

Adana

341.903

52.650

Antalya

235.762

630

Ankara

877.285

51.556

Halep

576.320

20.142

Aydın

1.249.067

20.142

Bitlis

309.999

20.142

Bolu

399.281

2.970

Bursa

474.114

60.119

Kayseri

184.292

50.174

İstanbul

560.434

82.880

Çanakkale

149.903

2.474

Diyarbakır

492.101

65.850

Canik

265.950

27.319

Erzurum

633.297

134.377

Eskişehir

140.678

8.592

İzmit

226.859

55.852

İçel

102.034

341

Karahisar

277.359

7.439

Karasi

359.804

8.653

Kastamonu

737.302

8.959

Harput

446.379

79.971

Kütahya

303.348

4.548

Maraş

152.645

32.322

Menteşe

188.916

12

Niğde

227.100

4.936

Urfa

149.384

16.718

Sivas

939.735

147.099

Trabzon

921.128

68.899

Çatalca

20.048

842

Van

179.380

67.792

Zor

65.770

232

Toplam Nüfuslar :

13.339.000

1.234.671

 

Sonuç

Birçok batılı araştırmacı yukarıda belirttiğimiz Ermeni nüfusuna yakın rakamlar vermektedirler. Stanford J. Shaw Ermeni nüfusunu 1.229.007 olarak verirken, H. Lynch 1.324.246, L. De Constenson 1.400.000 ve H. Paster Madijian 1.700.000 olarak vermektedir.

Bu istatistikler göz önünde bulundurulduğunda Birinci Dünya Savaşı öncesi Osmanlı Devleti'ndeki Ermeni nüfusunun en çok 1.300.000 olduğu ortaya çıkmaktadır. Ayrıca yukarıda da bahsettiğimiz gibi hiçbir bilimsel mantık bulunmayan Ermeni Patrikhanesinin verdiği istatistikleri abartı ve propaganda mahiyetinde olduğunu belgeler niteliktedir. Ermeni yazarlar ve patrikhane kayıtları Ermenilerin nüfusunu 5 milyona kadar çıkarmışlardır. Bunun yanında Justin McCarthy, Patrikhanenin doğruluğuna ilişkin karışıklık olduğunu bilâkis belirtmiştir.

I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı nihayetinde, önceleri 1.234.671 olan Ermeni nüfusundan sadece 70.000 kadarı Türkiye Cumhuriyeti'nde kalmış bulunuyordu. Bu rakamdan birçoğu sığınmacı olarak Kafkasya'ya, Amerika'ya ve Avrupa'ya gitmişlerdir.

Ermeni nüfusunun dış dünyaya tamamen açılımı sonrasında ise konu yeni bir boyuta taşınmıştır. Ermeniler, yerleştikleri ülkelerin parlamentosunu etki altına alarak -ve bunda Ermenistan dışındaki Ermeni toplumunun çalışmaları yoğundur- kararlar verilmesini sağlamaktadırlar.

Bütün bu demografik istatistikleri değerlendirdiğimizde bazı iddialarda yer aldığı gibi Doğu Anadolu için Batı Ermenistan teriminin kullanılmasının gerçekle örtüşmediği görülmektedir. Ermeniler, Osmanlı vilâyetlerinin her yerinde bulunmalarına rağmen hiçbir yerde çoğunlukta olmamıştır. Dolayısıyla Ermeni metropolü olabilecek bir Ermeni şehri hiçbir zaman olmamıştır. Konunun siyasî emeller konjonktüründe geliştirildiği ve amacın Doğu Anadolu illerimizi de içine alacak büyük bir Ermeni devletinin kurulmak istenmesi olduğu unutulmamalıdır. Bütün tablolarıinceleyip demografik yapıya bakarsak Ermenitezlerinin safsatayadayandığını görürüz.

ErmenilerinNe DoğuAnadolu bölgesindene debugünküErmenistan Cumhuriyetidenentopraklarınyerlihalkları olmadığıkanısına varırız,bugünkü ErmenistanRuslarTarafından Kafkasya’da oluşturulan Türk birliğini engellemek için kurulansuni bir devlettir.Türklerle meskun topraklar üzerindekurulup, Türklerin bu topraklardan sürülmesi,soykırıma tabi tutulmasıveTürkiye ve İran’danErmeni göçleriyleoluşturulmuştur.

Kaynaklar:
[1] Abdurrahman Küçük, Ermeni Kilisesi ve Türkler, (Ankara: Ocak Yayınları, 1997), s. 1.
[2] Kafkas dilleri hususiyle eski Ermenice ve eski Gürcüce uzmanı Sovyet dilbilimcisi Profesör N. Marr (1864-1934)’ın, ‘çok doğru bir mütalaa olarak’ dediği gibi : ‘Ermeni Kilisesinin Ortodoks kilisesinden ayrılmasına kadar, Ermeniler’in milli bir isimleri yoktu.’ Bkz, Esat Uras, Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, (İstanbul: Belge yayınları, 1987), s. 97.
[3] Esat Uras,Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, (İstanbul: Belge Yayınları, 1987), s. 101.
[4] Küçük, Ermeni...., s. 17.
[5] Prof. Dr. Erksin Güleç ve Araş. Gör. Ayşen Açıkkol Van ve Hakkarideki arkeolojik kazılarda çıkarılan 288 farklı bireye ait iskeleti antropolojik açıdan inceledi. Geçmişte Tilkitepe ve Erzincan’da bulunan Urartu iskeletleri de araştırmaya dahil edildi. ‘Distance analizi’ adı verilen özel bir yöntemle popülasyonlann olası akrabalık fiişkileri irdelendi. Son olarak Urartularla Ermenilerin morfolojik özellikleri karşılaştırıldı. Van’da, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı ile Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Kriminal Laboratuvarlan, Adli Tıp Kurumu ve Adli Bilimciler Derneği’nce 5-6 Mayıs 2004 tarihlerinde düzenlenen Birinci Ulusal DVI Kongresi’nde çalışmasını sunan Profesör Güleç, Ermeni morfolojik yapısına sahip grupların, Urartu devletini kuran ve Akdeniz ırkı morfolojisi sergileyen insanlarla hiçbir ilişkisi bulunmadığını açıklamıştır.
[6] Küçük, Ermeni...., s. 12.
[7] Adı geçen Hayk’ın Ermeniler’in eserlerinde sık sık değindiği Nuh’un torunu olan Hayk’la sadece isim benzerliği vardır.
[8] Uras, Tarihte...., s. 115.
[9] Yaşar Kalafat, Doğu Anadolu’da Eski Türk İnançlarının İzleri , (Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Yayınları, 1999), s. 32.
[10] Saman kelimesinin etimolojik kökeni üzerinde simdiye kadar çok durulmustur. Bu terimin Tunguzcadan Rusça yolu ile Bati ilim dünyasina geçtigi bilinmektedir. Aslen Sanskritçenin bir koluna bagli oldugu sanilan kelimenin, Hind-Avrupa dillerinden Toharca (Samane=budist rahip) ve Sogdçadaki (Saman) transkripsiyonlari kesfedilince, bu terimin Hind-Avrupa menseili oldugu görüsü kuvvet kazanmistir. Çünkü bu kelime Tunguzcaya yabanci görünmekte ve Samanligin güneyden kuzeye dogru yayilisinda Budizmin tesiri sezilmektedir.
[11] H.Pasdermadjian, Histoire de l’Armenie, s.23’ten nakleden Kamuran Gürün, Ermeni Dosyası, (Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları,2001), s. 46.
[12] Yaşar Kalafat, ‘Mono Milliyetçilik ve Milli Kilise’, Sekizinci Askeri Tarih Semineri (İstanbul: 24-27 Ekim 2001)
[13] Uras, Tarihte , s. 115.
[14] Erdal İlter, Ermeni Kilisesi ve Terör, (Ankara:KÖKSAV Yayınları,1999), s. 17.
[15] Küçük, Ermeni...., s. 2.
[16] Samuel A. Weems, Secrets of a ‘Christian’ Terrorist State: Armenia, (Dallas: St. John Press, 2002), s. 7.
[17] M. F. Kırzıoğlu, ‘Milli Destanlarımızda Dede Korkut Oğuznamelerinin Tarih Belgeleri Bakımından Değerleri- Armenya/Yukarı Eller Tarihinin İçyüzü’, Belleten, Cilt 50, s.198 (Aralık,1986)’dan ayrı basım, s. 920.
[18] Monte Melkonian, ‘The Right To Struggle’, içinde Markar Melkonian (ed.), (San Francisco, Sardarabad Collective, 1993), s. 26. zikreden Mahmut Niyazi Sezgin Ermeni Milli Kimliğinde ve Toplumsal Zihniyetinde Din Ve Kilise, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, (Ankara:2003)
[19] Uras, Tarihte...., s. 92.
[20] M. Fahrettin Kırzıoğlu, ‘Albanlar Tarihi Üzerine’ (M.Ö. IV.-M.S. X. Yüzyıllar), XI. Türk Tarih Kongresi Bildiriler kitabından ayrıbasım, s. 49.
[21] Malachia Ormanian, The Church of Armenia, (Londra: A. R. Mowbray & Co. Olimited, 1955) ss. 15-16.,
Abdurrahman Küçük, ‘Gregoryen Ermeni Kilisenin Oluşması ve Konsil Kararları Karşısındaki Tutumu’, A. Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt 35, 1996, ss. 130-131; Kalafat, ‘Mono Milliyetçilik ve Milli Kilise’.
[22] İ. Necdet Çetinok, ‘Sarı Gelin Türküsü ve Ermenilik’, Erciyes, Cilt 282, Haziran 2001, ss. 7-13; zikreden Mahmut Niyazi Sezgin Ermeni....
[23] Küçük, Ermeni...., ss. 34-35.
[24] Erdal İlter, Ermeni Meselesinin Perspektifi ve Zeytun İsyanları,(Ankara: KÖKSAV Yayınları), s. 40.
[25] Anthony D. Smith, Milli Kimlik, (İsatanbul: İletişim Yayınları, 1999), ss. 21-22. zikreden Sezgin, Ermeni...

 http://www.mevzuvatan.com/yazar/4549-ermeni-milliyetciligi-ve-tarihinin-tarihsel-yurt-s.html 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !