• Bağlantılarım

Fethullahçı tehlikenin esas kaynağı: Amerikan desteği

1/7/2009 ·

     Fethullahçıları Türkiye Cumhuriyeti için bu kadar tehlikeli kılan esas şey ne?

Bu sorunun yanıtını Fethullah’ın yeni prenslerinden Alp Aslandoğan’ın açıklamalarında bulabilirsiniz:

“Gülen hareketinin yok edilmesinden bahsetmek anlamsız. Çünkü hareketin içindekiler, toplumun her kesiminden gelen Türk halkıdır.”

Bu meydan okumayı yapan Aslandoğan kim? Houston Üniversitesi’ndeki “Gülen Enstitüsü”nün yönetim kurulu üyesi. Açıklamayı da CIA’nın yan kuruluşlarından biri olan CSIS’in düzenlediği “Gülen Hareketi” toplantısında yapmış. (CSIS: Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi).

Houston Üniversitesi’nde Fethullah Gülen adına bir enstitünün neden açıldığını bir kenara bırakıyoruz.

Mesele de Alpdoğan’ın ne söylediğinden öte, nerede söylediği.

Beyefendi toplumun her kesimini temsil ediyoruz buyuruyor ama nereden? ABD’den! CIA kuruluşunda bir konferans düzenlemiş, Türk toplumunu ve Fethullahçılara direnen herkesi tehdit ediyor.

Cemaat lideri Fethullah deseniz, 10 yıldır ABD’de. O da hatırlarsanız ABD’den buyurmuştu “Ulsalcı dalgayı aşacağız” diye.

Üstelik, onlar yalnızca ABD’de değiller. Aynı zamanda, ABD nerede isterlerse oradalar.

Fethullah’ın Türkiye dışındaki okullarının açıldığı ülkeleri dünya haritasında bir işaretleyin. Ve üstüne ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’ni yerleştirin. Nasıl da oturuyor değil mi?

Orta Asya’dan Afrika’ya, Ortadoğu’dan Balkanlar’a ABD operasyonlarının hedefindeki bütün ülkelerde görebilirsiniz Fethullah okullarını.

Bu bir tesadüf değil elbette.

Lideri ABD’de olan bir hareketin “kafası” da ABD’de olur.

ABD’nin Fethullahçıları yalnızca desteklemediğini, daha da ötesinde bizzat yönettiğini görmeden bu cemaatin Türkiye’ye yarattığı tehlikenin boyutları anlaşılamaz.

 

Yorum (0)

ABDULLAH GÜL'E KUKLA KÜRDİSTAN MİSYONU

7/4/2009 ·

        AKP’nin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ABD ile imzaladığı “2 sayfalık 9 maddelik” gizli anlaşmanın bir maddesini daha hayata geçirmek için adım attı. Gül’ün bu adımı kamuoyuna “Kürdistan açılımı” olarak yansıtıldı.

Gül, Türk dış politikası açısından büyük kayba neden olan Bağdat seferinde beş önemli mesaj verdi.

1.    Gül ilk defa “Kürdistan” ifadesini kullanarak, Türkiye’nin bu konudaki kırmızı çizgisini Cumhurbaşkanı sıfatını kullanarak ortadan kaldırdı. Gül, kamuoyundan gelebilecek tepkilere karşı da, “Irak Anayasası’nda böyle yazıyor” mazeretine sığındı.

2.    Gül, “Kürdistan” Bölgesel Yönetimi’nin Başbakanı Neçirvan Barzani ile resmi görüşme yaparak, Kürdistan’ı tanımış oldu!

3.    “Kapalı kapılar arkasında kapsamlı bir çalışma var, umutluyum” diyen Gül, masada “önemli aktörlerin” olduğu mesajını verdi.  Gül, planın devreye sokulmasıyla birlikte, “2009 yılında çok güzel şeyler olacak” müjdesi vermişti!

4.    “Artık kan, şiddet ve terör bitmelidir. Siyasete geçme zamanıdır” diyen Abdullah Gül, PKK’nın siyasallaşması mesajını vermiş oldu. Kaldı ki PKK, geçmiş dönemde, önüne “siyasallaşma” hedefini koymuştu. Böylece PKK hedefine ulaşmış oldu.

5.    1986 yılından beri Türkiye’ye dayatılan “Türkiye himayesinde Kürdistan” planı, 23 yıl sonra devlet katında onay bulmuş oldu. Özal’ın siyasi mirasçısı olduğunu her fırsatta dile getiren AKP, onun “federasyon tartışılmalıdır” dediği noktadan aldığı bayrağı Erbil’e ve Diyarbakır’a dikmiştir.

ABD direktörlüğündeki AKP, KDP ve KYB imzalı planın geldiği bu aşamayı daha iyi anlayabilmek için 2009’un başından beri olan gelişmeleri kısaca hatırlamakta fayda var.

1.    ABD emperyalist devleti, 21 yüzyıl için önüne koyduğu BOP projesinde istediği ilerlemeyi sağlayamadı. Üstelik, geri adımlar atıp, mevziler kaybetti. Ancak ABD devleti açısından projeden vazgeçmek sözkonusu olamazdı. BOP projesi ABD devletinin 21. yüzyılda da süpergüç kalabilmesi için çizilmiş bir rotaydı. ABD devleti, bu projeyi uygulatabilmek için 2000 seçimlerinde Al Gore’a darbe yapmış ve yeniden sayılan Florida oylarıyla Bush’u iktidara getirmişti. Ancak Bush yönetimi değişen şartlar ve güçlenen Avrasya nedeniyle BOP’u önemli oranda ilerletemedi ve büyük itibar kaybetti. ABD derin devleti, “biraz Müslüman, biraz Hüseyin, biraz siyah” olan Barack Hüseyin Obama ile BOP’a makyaj yaptı.

2.    BOP’un yeniden uygulanabilmesi için revizyon yapan ABD devleti, aslında Bush’un belirlediği “Irak’tan geri çekilme takvimini” Obama ile resmi olarak ilan etti. Ancak “geri çekilme” diye sunulan, aslında ABD’nin “Irak’ın kuzeyine yerleşmesi” planıydı.

3.    AKP, TRT Şeş “açılımı” yaptı. Açılışta, Başbakan Erdoğan Kürtçe “hayırlı olsun” dedi!

4.    Fethulah Gülen’in Abant Platformu, yıllardır sürdürdüğü Türkiye karşıtı faaliyetlerinde, bu yıl zirve yaptı. Platform, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın önerisiyle, bu yıl Irak’ın kuzeyindeki  Erbil kentinde toplandı. “Kürt sorunu: Barışı ve kardeşliği aramak” adıyla düzenlenen toplantılara katılanlar, “hepimiz evimizdeyiz, hepimiz Kürt’üz” sloganlarıyla halay çekti ve ekranlara “yüreğimizdeki sınırlar kalktı” mesajları verdi. Platform yayımladığı sonuç bildirgesinde, “Türkiye ile Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi arasında münasebetlerin kurulmasını ve geliştirilmesini”; “sınırlardan geçişlerin kolaylaştırılması nı”; “Erbil’de Türk konsolosluğu, Ankara’da da Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi temsilciliğinin açılmasını” talep etti. Sonuç bildirgesinde göze çarpan bir diğer önemli madde de, Erbil’de yapılması planlanan “Ulusal Kürt Konferansı”na katılım talep etmesiydi!

5.    Gül, Kürt sorunu konusunda “2009 yılında çok güzel şeyler olacak” müjdesi verdi!

6.    5. Dünya Su Forumu vesilesiyle Türkiye’ye gelen KYB lideri ve Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani, “PKK’nın silahsızlandırı lması” başlıklı ABD planını uygulamaya soktu. Bu başlıklı bir plan, hassasiyetleri nedeniyle elbette Türk kamuoyundan olumlu tepkiler alacaktı!

Talabani’nin eline verilen çantadan üç maddelik bir plan çıktı:

a-    Kuzey Irak’taki PKK liderlerinin üçüncü ülkelere gönderilmesi.

b-   Diğer  PKK’lılar için genel af çıkarılması ve Türkiye’de siyaset yapmalarına olanak sağlanması.

c-    Erbil’de yapılacak “Ulusal Kürt Konferansı”na Türkiye, İran, Irak ve Suriye’deki Kürt hareketlerinin temsilcilerinin davet edilmeleri! (Böylece Türkiye PKK ile aynı masaya da oturtulmuş olacak!)

Kısaca hatırlattığımız bu gelişmelerin ardından da Gül’ün Türkiye Cumhurbaşkanı sıfatıyla yaptığı Bağdat seferi gerçekleşti . Sırada, yukarıda kısaca değindiğimiz “Ulusal Kürt Konferansı” var!

ABD, bu konferansla Irak’ın kuzeyinde oluşturduğu Kukla Devleti’ni resmileştirmeyi hedefliyor. Gül ise Cumhurbaşkanı sıfatıyla, ABD’nin “Türkiye himayesinde Kürdistan Planı”nı uygulayacağını göstermiş; merkezi devlet kurumlarından gelebilecek tepkilere karşı da bir ay öncesinden “normalleştirme” operasyonuna başlamıştır. “Kürdistan dedim, demedim” oyunu da bu normalleştirmenin somut ifadesidir.

“PKK’nın silahsızlandırı lması” şeklindeki tuzağa karşı çıkacak kesimlerin liderleri de, Ergenekon tertibiyle eli kolu bağlı hale getirilince, Washington için uygun zemin yaratılmış oldu.

Sırada, Kukla Devleti kuzeye doğru genişletmek hedefleri var!

 

 

__._,_.___

Yorum (1)

AMBERİN ZAMANIN İÇ YÜZÜ

8/3/2009 ·

Amberin Zaman'ı incelediğinizde, aynen kocası gibi Türkiye'de mikro-milliyetçilik konusunda hayli aktif olduğunu görüyorsunuz...kocası gibi diplomat kılığı ile değil, gazeteci kılığında.

Bu konuda tek sorunu Ermenilerle yaşıyor çünkü Türkiye'deki Ermenilerden yana bir çizgi tutturmuşken; Türkiye'de dışındaki Ermenileri kızdırıyor ve onlar tarafından sözde ermeni "soykırımını" redden biri olarak "istenmeyen kadın" ilan edilebiliyor.

Halbuki kadıncağız gerekli yerlerden gerekli eğitimleri almış...psikolojik basamaklandırma denilen yöntemi biliyor. Türkiye'de ermenistan hayaline ulaşmak için önce "kültürel haklar" maskesi altında yumuşak girişler yapılması gerektiğini ve zamanla talep derinleşmesi yaratılması gerektiğinin farkında. Fakat; sözde ermeni soykırımının rantını yemekten sesleri kısılan Ermeni diaspora'sı Zaman kadar profesyonel değil. Kadıncağıza haksız yere saldırıyorlar.

Kürtçülükle ise arası çok daha iyi. Evinde Nevroz kutlaması yapacak kadar. Türkiye'deki kürtçülerle dirsek temasında ve Güneydoğu'da yine "gazetecilik" maskesi altında bir çok faaliyette bulunuyor..

Kısacası; al birini vur ötekine. Bunlar karı-koca; Türkiye'deki faaliyetlerini ellerini kollarını sallaya sallaya yürütüyorlar.

Ülkeniz adına iki toplantı yapıp, iki yazı yazsanız sizi önce teknik takibe, sonra işi ilerlettiğinizde fiziki takibe alacak olan o cevval devletiniz ise; sözkonusu, Türkiye'nin altını oyanlarla işbirliği yapan iki yabancı olunca sadece seyretmekle yetiniyor.

Irak savaşı öncesinde, ABD gözlerimizin önünde ülkemize yığma yapıp; Güneydoğu'da arazi kapatırken; ABD'nin Adana Başkonsolosluğun'da görevli Politik ve Ekonomik İşler Müdürü Benett Y. Löwenthol'un DEHAP'lılarla yaptığı görüşmelerin benzerini Pennington isimli CIA çocuğu sürekli yapıyor.

Tabi ABD'nin Türkiye'yi ayrıştırma politikaları çerçevesinde bu temas haritası son günlerde iyice genişlemiş durumda.

Neticede; Diyarbakır'a gelip "ülke"den sözetmeye başlayan AB çocukları ile "Bizans çocukluğu" ve paylaşım konusunda yarışmaları gereken bir küresel süreçten geçiyorlar.

Yalnız dikkat ederseniz; son günlerde iyice alıngan ve çekingen oldular.

Yorum (1)

GİZEMLİ HEMŞİN TARİHİ

13/2/2009 ·

Kaçkar Dağı eteklerinde, Pazar Hemşin olarak tarif edilen ilçedir. (Hopa'da Hemşin adıyla bir yerleşim yeri daha vardır.)

Hem-sin; Huma-tin/sun. "Uma güneşi" veya "Güneşin anası" olarak anlam bulur.

Antik adı Amatuni'dir. Her iki adının anlamı da aynıdır: Uma-tuni; Uma Güneşi. Atina (Pazar;Opa-Dor) ile ad olarak da çok yakındır.

Halk arasında, Hep-şen olarak yapılan açıklaması vardır. Ancak, yakın yerleşim yerlerinde ve dağ adlarında görülen Güneş Kültü isimlendirmelerine baktığımızda Hemşin adında Homa-sin daha akla yakın durmaktadır.

Amatuni ile sesdeş yer adları: Medine (Arabistan), Medina (Musul), Metana (Tebriz) ve İtalya'da Etrüsk şehri Mutina.

Hemşinlilerin, köken olarak Horasani Türk boylarından oldukları bilinir. Bu konuda tarihçi Prof. Fahrettin Kırzıoğlu kaynak gösterilir. Hemşin'deki köy adları Kırzıoğlu'nu doğrulamaktadır.

Hubyar Köyü; Hubi-yar. Khubi-ar/Ar-habi. Arhave'nin simetrik adıdır.

Sadece Hubyar adı bile bu yörenin ne kadar eski bir Oğuz yeri olduğunu izah etmeye yeter. Tokat, Zile'nin Hubyar Dede Köyü ve Anadolu'da başkaca Hubyar köyleri vardır. Farsça Hubyar, yoldaş/güzel arkadaş anlamındadır. Buğ-ar açılımında, Tanrı buyruğunu yerine getiren, buyuran anlamı vardır.

Badara tepesi: Oba-dora. Pa-zar ve Bedri/Be-dori ile sesdeştir. Antalya'nın altın kumsalı Patara ile de sesdeştir.

Ogel; Oğ-uli, Ulu Gök, Gök ulu'su, Oğul, Oguli.

Sağeli; Zağ-eli, Sakha ili. Yerel ağızda Çayeli adıyla sesdeştir.

Tegloz tepesi: Dağ-los/ Laz dağı.

Birgina (Per-gina) tepesi: Per genetikli, Kafkas/İber soylu, demektir. Bu dağların antik adı Per-ia Toros dağlarıdır.

İsimer yaylası: Sü-mer yaylası.

Mizinosi tepesi: Maz-anasi. Moizi, Muzi yeri. Türkü söyleyen güzel kızların yeri.

Tatoz dağı ve gölü: Tat-oz, Dedeos. Mitri-datos adındaki gibi, Şaman ata/dedesi.

"Tat" sözcüğünün dünyada çok geniş alanda kullanıldığına tanık olmaktayız. Havai yerli dilinde (Maya dili olmalı), Tut, Tutu, anneanne demektir. Didi/Dudu-nena, der gibidir.

Hemşin'de tulum çalınır. Tulum, Çağatay, Kıpçak, Başkurt, Peçenek, Avar ve Kuman Türklerinin çalgısıdır.

Tulum çalınan bazı ülkeler: Bulgaristan, Kazakistan, İran (Şiraz bölgesi), Kırgızistan, Macaristan (Kumana bölgesi), Romanya (Transilvanya bölgesi), Rusya (Yakutistan), Başkurdistan, Polonya (her yıl tulum şenliği yapılır), Filistin (tulum çalıp oynamaya "nanay" denir), Lübnan, Azerbaycan (Gence ve işgal altındaki Dağlık Karabağ köyleri) İrlanda, İskoçya. İskoçya'da tuluma "gayda" denir. Rize ve Trabzon'da, "vur bi gayda" demek, "bir horon havası çal da oynayalım" demektir.

Hopa Hemşin'in Nokta Hala destanı Kırım'a çalışmaya gidip de dönmeyen gurbetçiye ağıttır. Destana adını veren hala Nokta, Kibele'nin de adını taşımaktadır.

Hemşin ve çevresi, köy, mahalle ve tepe adlarına bakıldığında, ünlü Haydar yaylasına ve Kaçkar dağına olan yakınlığı da dikkate alındığında, Anadolu'nun en eski yerleşim yerlerinden biri görünmektedir.

Hemşin'de, belirgin antik sözcükleri yan yana getirdiğimizde, Opadore Mitridate ile ve Anadolu Alevi Bektaşi kültürünün önemli ismi HUBYAR Dede'ye ulaşıyoruz. Burada bir kere daha Hubyar Dede ile Bedri Dede'nin aynı kişilik olduğunu görüyoruz. 

Badara; Ba-dora; Oba-dor; Hubu-dor; Opatore; Dor/Tur/Türk Abeyi.

Hubyar; Hubu-dor!

Tatoz; Datos; Mitri-datos!

Ve büyük yaylamız Haydar; Hay-dor, Ulu Dor!

Hemşin ve Çamlıhemşin evlerinde ve demir kapılarda sekizli yıldız süslemeler bulunur. Bu sembol yöre insanının Kaşgari Türk kökenine işaret eder.

Filistin kraliçesi Zeynep (Zenoba) Roma'da tutukluyken (MS.270)yapılan tablosunda, dört atlının çektiği Güneş Tanrısının önünde resmedilmiştir.

Zeynep'in dorabuluz savaşçı kemerinde sekizli motifler, başında Kaşgari baş bağı ve elbisesinin üst kısmında, Rize halk oyunlarındaki kız kıyafeti gibi el örgüsü yelek vardır.  Rize'de bu yelek Osetya ve Katalan renkleri gibi altın sarısı ve laciverttir.

Hemşin'in eski kadın eşyaları içrisinde dorabuluz kemeri de bulunur. Hemşin'de eski ahşap ve demir kapılarda sekizli motifler vardır.

 .........

 
 
 

Yorum (0)

Rize’de OZ (Oğuz) kültürünün müzikte yaşayan izleri

13/2/2009 ·

OZ hecesinin Oğuzlarla bağı olduğu kesindir. Evreni kavrayışlarında OD’a gönderme yapan, “alaz” bağlantılı, Ateş kültürüyle bağlantılı olarak evreni algılayan ve hayatın her alanında buna bağlı tanı koyan ve adlandırma yapan bir bütünlük ifadesidir OZ.

OZ ile OD heceleri arasında fonetik akrabalık vardır, Z-D-S birbirine geçişli seslerdir. Eski çağlara gidildikçe bu seslerle daha fazla karşılaşılması doğaldır; OD, OZ ve OS ekleri aynı köke dayalı seslerdir. Latince’ye de Ön-Türklerden (Etrüsklerden) girmiş olması doğaldır.

Rize’de Oz’u bol olan anlamında bir Ozan kültüründen  söz edebiliriz; aynı ezgiyle yüzlerce mani söylenir. Müzik hayatın her alanında vardır, iş yaparken de müzik söylenir. Ozan; sazı sözü olan insan, topluma söyleyeceği sözü müzikle ileten insandır. Bu, karşılıklı söyleşme-atışma kültürüdür. Birbirine “mani” söylenir. İç Asya’da bir zamanlar “Mani İnanışı” yaşamıştır ve onlardan kalma türkü yakmak,  “mani yakmak” deyimi vardır ve delicesine mani yakmaya (söylemeye) batıda “manyak” demişlerdir. Delicesine türküler söyleyen, “türkü yakan” bu kültür bugüne kadar gelmiştir. Azerilerin büyük şenliklerle yaşattığı Dede Korkut kültürü de OZ kültürüdür.

Harman şenlikleri, özellikle mısır harmanı bütünüyle atma türkülü müzik şölenidir.

 Rize’de atışma manileri, yörenin belirgin müzik formudur. “Atma türkü atarım, yüreğini yakarım, yarin geldi dediler, şam olmuşum yanarım”… Sözün içinde,  atma türkü” formu var, “şam-an” kültürü var, yakma ve yanma kültürü var, ateşine yanmak var ve işte OZ kültürü böyle bir şeydir. Od gibi ışık veren, ışığı bol olan Şaman’ı, ozanı bol olan yerdir Rize.

Türküsünde,  “Bir sen söyle bir de ben” diyerek izlenen yöntemi de açıklar. Günlük hayatında, iş yaparken mani söyleme alışkanlığı vardır. Her durumda söylenecek manisi mutlaka vardır. Konu komşu birleşip imece şeklinde tarla bahçe işleri yapılırken, mutlaka karşılıklı “atma türkü” söylenir. Hatta bir bahçeden diğerine, bir bayırdan diğerine laf atma şeklinde de yapılır.

Yorum (0)

« Önceki :: Sonraki »

script type="text/javascript" src="http://www.israilboykot.com/destek/sag-kucuk.js">